Search
  • Uygar Özel

Ölümün giremediği şehir Bergama


Bir başkent, bir eğitim ve tıp merkezi, bir kale, açık hava müzesi ve bir insanlık mirası; Pargauma ya da Pergamon veya Bergama. Latince’den dilimize Charta Pergamena, (Bergama kağıdı) ‘parşömen kağıdı’ olarak geçen, Mısır kralının papirüs ihracatını yasaklaması üzerine inceltilmiş hayvan derilerinden yapılan ilk kağıdın icat edildiği yer Bergama. Sadece Mısır’da yetişen Papirüs bitkisine alternatif olarak hayvanların olduğu her yerde üretilebilen, yırtılmayan bir malzeme olarak parşömen kağıdı antik dönemde kütüphanelerin daha kolay büyümesini, iletişimin ve kayıt tutabilmenin kolaylaşmasını, yaygınlaşmasını ve kayıtların daha dayanıklı saklanmasını sağlamış olabilir. Bugünden bakarak eski Bergama’yı düşünmeye çalıştığımızda aklımızın önümüze getirdiği ilk imgeler zamanının muhteşem kültür merkezi Akropol ve tıp merkezi Asklepion oluyor. Bergama ilçesinin varlığına katkı sağlayan en güçlü iki imaj olarak şehrin içinde bin yıl önce olduğu gibi bugün de yükselmekteler. Asklepionlar, sağlık tanrısı Asklepios’un tapınaklarıdır ve o dönemki sayıları 200 civarı olduğu sanılan bu tapınakların en önemlileri Bergama ve Atina asklepionlarıdır. Bergama asklepionu, bugün aşina olduğumuz modern tıbbın izlerinin bundan binlerce yıl önce ilk görüldüğü yerlerden biri olarak bilinir. Döneminde ‘Ölümün giremediği yer’ olarak üne kavuşmuş olan tapınak, ilk trepanasyon; yani kafatasına delik açılarak cerrahi yapıldığı bulgularına rastlandığı, su sesi ile tedavi, müzik ile tedavi, meditasyon, sıcak ve soğuk su banyosu tedavileri, çamur banyosu, bitkisel kremler ile ovma, koşma, terletme, dengeli beslenme ve perhiz gibi günümüzde var olan tedavilerin uygulandığı veya keşfedildiği yer olmuştur. Bergama asklepionu, bin yıl hizmet vermiş bir tedavi ve sağlık eğitim merkezi, yani bugünkü karşılığı olarak bir tıp fakültesidir.



Doktorların doktoru olarak anılan Galenos (Galen) Asklepion’da tıp eğitim almış Bergama doğumlu bir bilimci ve tarihin ilk spor hekimidir. Atardamar ve toplardamarları ilk keşfeden, damarlar içinde sıvıların gezdiğini ilk söyleyen, insan bedenini anlamak için şebekler üzerinde çalışmalar yapmaya yönelmiş, kasları çalıştırarak ya da bugün hep duyduğumuz şekli ile ‘egzersiz yaparak’ sağlıklı kalmanın mümkün olabileceğini söylemiş bir bilim insanıdır. Bugün tıbbı ve sağlığı temsil eden sembollerden biri olan, T.C. Sağlık Bakanlığı logosu dahil dünyanın bir çok yerinde, asaya dolanmış yılan ya da sadece yılan olarak tasvir edilen figürde asa, ağacı, yılan ise yenilenmeyi anlatmaktadır. Bu imgeler Yunan sağlık ve tıp tanrısı Asklepios’tan gelmektedir. Ve bugün ne kadar şanslıyız ki, yapılışından binlerce yıl sonra hala, merdiven kenarlarından suların aktığı antik bir şifa merkezi olarak Asklepion Bergama’da ziyarete açıktır. 300 metre rakımlı bir tepede yükselen, dönemin ileri gelenlerinin yaşadığı, yapıldığı dönemde ve bugün hala tepenin çevresini yaya olarak dolarak çıkabileceğiniz, dünyanın en dik amfi tiyatrosunu barındıran Akropol de Bergama’dadır. İlk kez gittiyseniz, Akropol’ün üst kısmında gezerken, bir de şu dar, antik tünelden tiyatroya ineyim dediğinizde, kısacık tünel bitiyor görünmesine rağmen tiyatronun merdivenlerini göremez ve bir an boşluğa düşeceğinizi sanıp irkilebilirsiniz. Bu müthiş eser, mimari ögeleri, kolonları, basamakları, sınırları zorlayan eğimi, büyüklüğü ve de rüzgarı ile Ege’deki diğer antik tiyatrolara göre ziyaretçilerinde kendine has ve eşsiz bir iz bırakmaktadır. Kleopatra’ya hediye edilene dek dünyanın en büyüğü olan ve 200 bin kitabı barındıran kitaplık da bir zamanlar Akropol’de idi. Şu an yerinde yeller esen Zeus Sunağı’nın oturduğu zemin alanı ise Akropol’de yerini hala korumaktadır. Artık Berlin’de bulunan bu eserin gerçek evindeki zeminine oturduğunu hayal ettiğinizde, ne muhteşem bir manzarayı seyredecek şekilde tasarlandığını fark edip ona hayran olursunuz.


Tarihi bir esere baktığımızda aslında hem geçmişe hem de geleceğe bakarız. Eserleri üreten sanatçılar onlara günün birinde bizim de dokunacağımızı hayal etmemiş olsalar da, biz de şu an yüzlerce yıl sonra doğacak olanların bakacağı ve de dokunacağı antik eserlere bakıyor olup olmadığımızı bilemiyoruz. Bergama insan medeniyeti içindeki seyahatte bizzat elinizle zamana dokunabildiğiniz, İzmirliler olarak bizleri ayrıcalıklı kılan bir alan olmaya yüzlerce, belki de binlerce yıl daha devam edecektir.


© Görseller ve metinler telif haklarına tabidir. Kaynak göstererek dahi eser sahibinden izinsiz kopyalanması fikri mülkiyet hukukuna aykırıdır. (Uygar Özel - Temmuz 2021 / Gazete Yenigün)

14 views0 comments