Search
  • Uygar Özel

Kemeraltı ile baş edebilecek bir AVM dünyada yok.


15 bine yakın esnaf, gündüz çalışanı yaklaşık 150 bin ve toplam nüfusu yüzbinler olan Kemeraltı’ında, Konak Mahallesi muhtarı Tamer Yıldırım bey ile 3. Beyler’in yenilenen yüzünü birlikte görmek üzere yürüyoruz. Kendisinin mahallesinin sevilen yüzü olduğunu geçtiğimiz her sokakta, döndüğümüz her köşede, onu sevdiklerini veya ona bir şeyler ikram etmek istediklerini belirten esnafın sözlerinden olduğu kadar tavırlarından da anlamak çok kolay. Tamer bey rehberliğinde muhtarı olduğu Kemeraltı sokaklarında, kendisinin dükkanında, Salepçioğlu Camii’nin bahçesinden, göz aşinası olduğumuz eski Rum sokaklarına dek bir çok yerde sohbet ettik.



-Tamer bey Muhtarlık süreciniz nasıl başladı ?

1979 doğumluyum. 8 yaşımdan beri, 32 yıldır çarşıdayım, ilk ekmeğini burada kazanmış olan berberlik mesleğindeki bir vatandaşım. Mesleğimden dolayı insanların sorunları ile birebir muhatap olabiliyorum. Muhtarlık görevime insanların hayatına ufak bir tuğla koyabilmek isteği ile başladım. Benim gözlemim her şeye daha dışarıdan bakıp, yolu, suyu, ışığı bırakıp İzmir’e genel olarak bakmak gerektiği ve de şehrin ekonomik geleceğinin nasıl olması gerektiğine dair bir karar verilmesi. Bir fabrika şehri olamıyoruz. Otomotiv olamıyoruz. Bizim burada kültürümüz, tarihimiz, denizimiz var. Buna odaklanıp, tüm kurumlar, dernekler, herkesin bir noktaya kendini verip, mesela bu turizmdir, bir şansı yakalaması gerekiyor. İzmir’e dışarıdan gelen bir para yok. Kendi paranız sizi yerinizde saydırır. Dışarıdan para gelmesi gerekiyor. Bu turizmdir, Unesco sürecidir. Hep bir elden çalışmak gerekiyor. Seçimler bittikten sonra olup biten her şeyi geride bırakılıp bulunduğumuz bölge neresi ise oraya artı bir şey yapılması. Herkesin elinin altına taşı koyması. Her şey bittikten sonra sağlanan bir düzen gerekiyor. Düzenden sonra disiplin gerekiyor. Disiplin ile devletin koyduğu kuralları da uygulayan zabıta veya polis kuvveti.

-Turistik bir ülkede ilk dikkat çeken mimari değil midir?

Kesinlikle öyle... Izmir’in kurtuluşu, büyük İzmir yangını gibi zamanlarda Izmir’in sorunları başlamış. O güzelim binalar belki de restore edileceğine yerine yeni bir apartman dikilmiş. O eski binalar korunsaymış nasıl olurmuşuz diye düşünmeden edemiyoruz. Kültür de değişiyor. Dışarıdan gelen göçler, göçenlerin kültürlere adapte olmaya çalışmaları gibi...


Mesela çirkin tabelaların, dükkanların dış yüzeylerinin turistler açısından eksi bir puan olduğunu, dışı temiz, güzel olan bir dükkanın esnafa daha çok ödeme bırakacağını anlatmak gerekiyor.


Havra sokağı ve 2. Beyler’de yapılan restorasyonlar valilik ve belediye tarafından desteklendi ve çok güzel oldular. Burada biraz mülk sahiplerinin de elini taşın altına koyması ve bu yeniliklerin iyi şeyler olduğuna dair farkındalıklar yaratılması ve masraftan korkmamaları gerektiği anlatılmalı. Devletin her yeri restore etme gücü yok. Ancak bir yandan da sit ve anıtlardan korkan insanlara da kolay yollar açılmalı.



-Muhtar olduktan sonra hayalinizde nasıl değişimler yapmak vardı ?

Kemeraltı şu an önceden hiç olmadığı kadar gündemde. Maliyeti yüksek restorasyonlar yapılmaya başlandı. Örneğin Havra Sokağı’nın çok kozmopolit bir yapısı var. İnsanların hepsi ile tek tek anlaşmak da zor. Biz burayı sizin başınıza yıkmaya gelmedik, sizin için güzelleştirmeye geldik demek bile çok zor. Hatta kanlı bıçaklı kavgalar bile olmuşken şimdi herkes güllük gülistanlık halinden memnun. Önemli olan bir işin üstüne gitmek ve kaçmamak. Bizim bu konularda çabamızı gören ise bize her konuda destek oluyor. Mesela Kemeraltı’nın tamamen altyapısını değiştirecek çok büyük bir ihale yapıldı. Amaç birinci etapta kale bölgesinin yağmur suyunu aşağıya indirmemek. Daha önce bu kadar riskli projelere kimse cesaret edemedi fakat sağ olsun Tunç Soyer başkanımız bu işe el attı. Burada sokağı kazmak bile siyasi bir risk iken bu projelere başlandı. Burada önemli olan insanların iyiliği. Çoğunlukla gece çalışılarak kimse rahatsız edilmemeye çalışıldı. Gülü seven dikenine katlanır diyerek bunlara katlanmalıyız, bunun bir de Unesco süreci de var.


-Unesco süreci nedir ?

Ben Unesco sürecinde bakanlığın danışma kurulundayım. Biz Kemeraltı bölgesi olarak şu an Unesco’da yedek listedeyiz. Biz asil listeye geçip dünya kültür mirası olmak istiyoruz. O zaman da buraya gelecek yatırımlar ve de turist akını artacak. Burada dokuz sinagog var, camiler var, antik tiyatro, antik agora var. Bu sürecin iyi bir sona ulaşması için herkesin istekli olması gerekiyor. Kemeraltı güzel, Kemeraltı herkesin uğramak istediği bir yer, Kemeraltı ile baş edecek bir AVM dünyada yok. Herkes der ki; ‘şurası şu ülkenin elinde olsaydı’. Bu söylem bir yandan iyi, bir yandan kötü. Kötü çünkü kimse ilgilenmediği için bu halde. Ama bir yandan bu bir değer göstergesi.


-Meslek ile birlikte muhtarlık görevini yürütmenin zorlukları var mı ?

Benim elemanlarım var, onlar çalışıyorlar. Ben de bir şekilde işlerimi aksatmadan müşterilerime randevu vermeye çalışıyorum. Devletin bana verdiği bir maaşım var, bereket versin, yine bir noktada telefonum çaldığında hiç kimsenin işini aksatmadan devam ediyorum. Şükür ki bugüne dek eksik bıraktığım bir şey olmadı. Salgın hastalık döneminde elbette bir çok esnafın işi aksadı. Benim berber dükkanı olarak işim biraz daha hoş, ama karşımdaki dükkan için mesela çok sorunlar yaşandı.


Dışarıdan gelecek para Izmir için çok önemli.


Para kazanmamız gerekiyor. İçerideki para içeride kalıyor. Ancak dışarıdan gelen para değerli. Bu da turizm ile olabilir. Türkiye genelinde bir İzmir var. İzmir’i değerlendirmek gerekiyor. İzmir hala bakir ve Kemeraltı da bu noktada çok önemli bir yerde. Bahsettiğim ihale sürecinde buraların görünümü de çok değişecek ve de kaldırım ve diğer görünümlerin standartları olacak. Bir yandan çığırtkanlık yapanları, ziyaretçileri rahatsız edenleri bir süredir kontrol altına almaya başladılar çünkü bu konuda şikayetler var.


-Çirkin dükkan tabelalarında bir dil birliğini yakında görebilecek miyiz ?

Hangi sokağı kazıp restorasyonuna başlıyorsak, örneğin o sokakta iş yapan 50 esnaf varsa, 50’sini de toplayıp orada bir toplantı yapmak istiyoruz. Şunlar şunlar yapılacak diye. O toplantılarda bahsettiğiniz gibi konuları anlatacağız. Bizim artık bundan sonraki görüşümüz budur, sizden taleplerimiz şudur, amaçlarımız da budur diye açıklayarak görüntü güzelliğini insanlardan isteyeceğiz. Esnafımız bunu yapacaktır diye düşünüyorum çünkü sonucun güzel olacağını anlayacaklardır. Para kazanmanın yolu evinin önün temiz tutmakla başlıyor. Sonuçta olacak olan şey güzelliktir. Geçmişte oluşan yanlış anlaşılmaların hepsini hep birlikte çözdük, yine birlikte çözeceğiz.


© Görseller ve metinler telif haklarına tabidir. Kaynak göstererek dahi eser sahibinden izinsiz kopyalanması fikri mülkiyet hukukuna aykırıdır. (Uygar Özel - Temmuz 2021 / Gazete Yenigün)

11 views0 comments